Ana Sayfa>> Daha Fazlası
Okuma Süresi 5dk
SON YILLARDA HAYATIMIZA GİREN BESLENME TRENDLERİ
Samet / 25 August
798 0
Karşınızda pesko vejeteryanlardan gluten düşmanlarına; son zamanlarda en popüler olan beslenme biçimleri.

Şimdilerde ortalık detokstan, alkali sulardan, ev yapımı turşu ve buğdaya alternatif farklı un çeşitlerinden yapılan ilginç tatlılardan geçilmiyor. Beslenme sektörü, altın günlerini kuşkusuz 2017'de yaşıyor. Peki siz bu trenin hangi vagonundasınız? Etobur musunuz yoksa sebze aşığı mı? Belki de belirli bir kategoriye dahilsiniz ama böyle bir kategorinin varlığından bile haberiniz yoktu. O zaman karşınızda, son zamanların en popüler beslenme biçimleri.

VEJETERYANLAR KİMDİR, NEDİR?

Özetle, "et yememek" anlamına gelen bir beslenme şekli. Vejeteryanlar, sanılanın aksine etin sundukları besin değerlerini değil, etin kendisini reddederler. Protein ve karbonhidrat ihtiyaçlarını tahıl ve kurubaklagillerden sağlamayı amaçlayan vejeteryanların favori besinleri soya fasulyesi ve bu fasulye ile suyun birleşiminden olan tofudur. 

Yine de yejeteryanları sadece "et yemeyen kişiler" olarak biliyorsanız, yanılıyorsunuz. Vejeteryanlık tam 7 ayrı kategoride değerlendiriliyor.

1.Veganlar: Hayvansal hiçbir gıda yemezler. Beslenme listelerinde tahıl, sebze ya da meyve türü gıdalar yer alır.

2. Lakto-Ovo vejeteryanlar: Et yemezler. Ancak süt ve yumurta tüketirler. 

3.Lakto vejeteryanlar: Et, balık ve yumurta yemezler. Ancak süt ürünlerini kullanırlar.

4.Ovo vejeteryanlar: Et, balık ve süt ürünlerini yemezler. Yumurta tüketirler.

5.Pesko vejeteryanlar: Et ve tavuk yemezler. Onun yerine balık, yumurta ve süt ürünleri tüketirler.

6.Yarı vejeteryanlar: Yalnızca kırmızı et tüketmezler.

7.Fruiyarianlar: Meyve ile beslenirler. 

Vejeteryan beslenme, insanın ihtiyaç duyduğu temel besin maddelerini reddetmekle suçlansa da; bitki yağları büyük önem taşıdığı için, yoğun miktarda et tüketmeye göre daha fazla avantaj sunar. Hayvansal gıdalardan alınan yağların sağlımıza verdiği zararlar malum. Vejeteryanlarda  ise şişmanlık, hazımsızlık ve bağırsak tembelliği gibi rahatsızlıklara çok daha az rastlanır.

Biri çiğ beslenme mi dedi?


Değil çiğ beslenme, füme et lafını duyunca bile irkiliyorsanız; bu beslenme çeşidini oldukça ilginç bulacağınız kesin. İngilizce'de "raw food" olarak bilinen bu akım, sebze ve meyveleri çiğ tüketme anlayışına dayanır. Bu beslenme çeşidi, sadece bir diyetten çok; insanın kendini yeniden tanıması ve vücudunu arındırmasına dayanan bir yaşam felsefesine sahip.

Raw Food, çiğ sebze, meyve, kuruyemişler ve yağlı tohumların tüketimine dayanır. Bunun temelinde de, besinlerin pişirilmesiyle birlikte; enzim aktivitelerinin öldüğüne inanılır ve pişen besinlerle hem sindirimde hem de kullanımda istenilen faydanın sağlanamayacağı düşünülür.

Raw Food’un yasaklılar listesi:

- Böbrekleri korumak amacıyla proteinli besinler ve hayvansal gıdalar tüketilmez.

- Besinler en fazla 40-45 dereceye kadar ısıtılarak pişirilir.

- Raw Food’ta iki farklı grup yer alır. Bir grup hiç et tüketmezken, bir grup sınırlı miktarda et tüketir. Asıl Raw Food’ta et tüketimi hiç olmamakla birlikte; illa et tüketmek isteyenler ağırlıklı olarak balığı tercih eder.

İstenmeyen içerik: Gluten

Kimi yayınlar gluten alerjisinin kanıtlanmadığını savunurken, kimileri de yaşadıkları mide problemlerinden gluteni sorumlu tutuyor. Öncelikle glutenin ne olduğuyla başlayalım. Gluten, en başta  buğdayda bulunan ve diğer tahıllarda da görülebilen bir protein gurubu. Gıda sanayinde kullanılan jelatin malzemesinin en önemli alternatifi olarak görülüyor.

Çoğu insan gluteni normal sindirim yoluyla sindirebiliyor. Ama bazı kişiler de gluteni sindiremediği için alerjik sorunlar yaşayabiliyor. Prolamin ve glutelin olmak üzere iki farklı grubu olan gluten, prolamin yüzünden çölyak hastalığına ve gluten hassasiyetine yol açabiliyor.

Peki glutensiz nasıl beslenebiliriz?

Gluten 3 ana bulunuyor:

  1. Buğday
  2. Arpa
  3. Çavdar

Gluteni beslenme alışkanlıklarınızdan çıkaraksanı, tahıllardan yapılan ekmekler, makarna, erişte, bulgur, irmik, kuskus, kek, börek, çörek, kurabiye, pasta, simit, pide, pizza, tarhana, nişasta tüketmiyorsunuz. Maalesef bira ve maltlı içecekler de yasak. Bunların dışında pirinç, yulaf, darı ve mısırda ise gluten bulunmuyor. 

Merhaba kinoa, sorgum ve yosun!


Kinoa, son zamanlarda İnstagram'daki fitness fenomenlerinin tabaklarında en çok gördüğümüz besinlerden biri. Artık günümüzde nasıl ve ne tip tohumlarla yetiştiği belli olmayan buğdaya oranla çok daha yüksek miktarda protein, vitamin ve antioksidan içeriyor. Ayrıca kinoa ve chia tohumu yerine sorgumu da deneyebilirsiniz. Çünkü sorgum, gluten içermeyecek bir taşla iki kuş vuruyor.

Peki yosun nereden çıktı? Tabii ki "denizden" demiyor ve yosunun faydalarını sıralamaya girişiyoruz: Yüksek besin değeri taşıyan yosun, aynı zamanda cildi de güzelleştiriyor. Kısacası Japonların dediğini de yaptığını da yapmak lazım!

Seçiminiz hangi yoldan gitmek olursa olsun, vücudunuzun sesine kulak vermeyi unutmayın. Beslenme alışkanlıklarınızın bir günde değişmesini beklemek yerine, radikal değişiklikler yapmadan adım adım ilerleyin. En önemlisi de sağlık sorununuz varsa, mutlaka öncesinde bir doktora danışın. Şimdiden lezzetli günler dileriz!