Ana Sayfa>> Orası Burası
Okuma Süresi 5dk
HASAN ALİ TOPTAŞ'TAN YAZMAYA DAİR 9 ÖNERİ
gökçe / 05 September
734 0
Eğer anlatacak hikayen varsa; kalem kağıda ya da kaleme sarılmadan önce, Türk Edebiyatı'nın önde gelen isimlerinden Hasan Ali Toptaş'a kulak ver!

Kitapları Güney Kore'den İsveç'e, birçok ülkeye ulaşmış olan Hasan Ali Toptaş, günümüz Türk Edebiyatı'nın önemli temsilcilerinden biri. 

 

1958 Denizli doğumlu yazarın ilk öykü kitabı Bir Gülüşün Kimliği 1987; ikinci öykü kitabı Yoklar Fısıltısı 1990'da yayımlandı.

Toptaş, eserleriyle birçok ödülün de haklı sahibi. Ölü Zaman Gezginleri adlı öykü dosyasıyla 1992 yılında Çankaya Belediyesi ile Damar edebiyat dergisinin düzenlediği yarışmada birincilik ve aynı yıl  Sonsuzluğa Nokta adlı yayımlanmamış romanıyla Kültür Bakanlığı'nın düzenlediği yarışmada mansiyon ödülü kazanarak; Sonsuzluğa Nokta, Kültür Bakanlığı tarafından yayımlandı.

Bu ödülleri, 1994'te Gölgesizler adlı yayımlanmamış romanıyla kazandığı Yunus Nadi Roman Ödülü ve 1999 yılında Bin Hüzünlü Haz ile kazandığı Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü takip etti.

Toptaş'ın sonraki yıllarda kaleme aldığı eserler: Yalnızlıklar, Kayıp Hayaller Kitabı (roman), Ben Bir Gürgen Dalıyım (çocuk romanı), Harfler ve Notalar (deneme), Uykuların Doğusu (roman) ve Heba (roman).

Şimdi de karşınızda, yazmayı sevdiği kadar; eli kaleme giden, gittiği gibi dönen, ne yazacağını bilemeyen, bilse de yazamayanlar için, Hasan Ali Toptaş'tan 9 öneri: 

1. Aklınızı meşgul eden başka bir şey varsa yazmayın, mümkünse gidip önce o işi halledin; kelimeler aklınıza takılan şeye takılmasınlar.

2. Ortak aklın çayırlarından gelen sesler çoğu zaman size sizin sesinizmiş gibi görünür; ayıklayın onları, kulak asmayın!

3. En çok hangi yazarı seviyorsanız, yazdıklarınızı sadece o yazar okuyacakmış gibi yazın; bu, bir metni fazlalıklardan ve gereksiz açıklamalardan korumanın en basit yoludur.

4. Kalemi elinize aldığınızda, edebiyata dair bildiklerinizi aklınızda yahut öteki elinizde hazır bulundurmayın; çünkü sanat söz konusuysa, bilginin kendisi değil buharı muteberdir.

5. Bir metni yazarken, metnin de sizi yazmasına fırsat verin.

6. Kendinizi makul hissediyorsanız yazmayın; yazmak için kendinizi ya hiç ölçeğinde küçük ya da her şeye hükmedecek derecede büyük hissetmelisiniz.

7. Yazarken okuru, eleştirmenleri, yayınevini, ailenizi, dostlarınızı, toplumsal kuralları ve devletin kanunlarını unutun; yazmak, her türlü iktidarın uzağında gerçekleşen çok özel bir uğraştır.

8. Kullanacağınız kelimeleri seçerken, iki kelime arasındaki boşluğun da dile dâhil olduğunu unutmayın; o boşluk, o iki kelimenin bize çağrıştırdığı kelimelerden oluşur.

9. Gerektiğinde, buraya kadar okuduğunuz sekiz öneri de dâhil hiçbir öneriyi umursamayın; çünkü, yazmak bildiğini okumaktır!

 

Kaynak: 1