Ana Sayfa>> Fasa Fiso
Okuma Süresi 5dk
ŞAMANİZMDEN GELEN BİR GELENEK: KURŞUN DÖKME
Can / 03 January
1370 0
​​​​​​​“Kem gözler kör olsun inşallah”, “Üzerinde nazar var”, “Çok ağırlık birikmiş”… Eğer hayatınızda hiç kurşun döktürdüyseniz, bu cümleler size tanıdık gelecektir. Üzerinize çarşaflar serilmiş, tepenizde (%99) bir kadın, anlamadığınız birtakım şeyler mırıldanmış, kurşunlar havada raksetmiş ve sizi de belki bir parça ürkütmüştü; öyle değil mi? Belki de hiç böyle bir deneyim yaşamadınız, yaşayanı da yanınıza yaklaştırmadınız. Öyle ya da böyle; kurşun dökme, kültürümüzde hala önemli bir yere sahip.

Peki günümüzde hala oldukça popüler olan bu “kurşun dökme” dedikleri gelenek, tam olarak nedir ve neden uygulanır?
 

 

Kurşun dökmenin geçmişi Şamanizme dayanıyor. İslamiyette yeri olmamakla birlikte, bu gelenek nazar ve uğursuzlukları kovma amacıyla uygulanır. Şamanlarda “Kut dökme” anlamına gelen “Kut Kuyma” olarak bilinen kurşun dökme, eski zamanlarda insanlara musallat olduğuna inanılan kötü ruhları kovmak için yapılıyordu. Günümüzde hala uygulanan bu gelenek, kötülükleri, olumsuzlukları, ve nazarı engellemek için hala en popüler “uğursuzluk kovma” ritüellerinden biri.  Halk arasında, büyüden ve nazardan kaynaklanan hastalıkları iyileştirmede de etkili olduğuna inanılır.

 

 

Peki kimlere, ne amaçla kurşun dökülür?
 

 

  • Ölüm, ayrılık, kaza ve bu gibi olumsuz durumlardan sonra, evdeki negatif enerjiden arınmak için,
  • “Kısmetsizlik”,  iş ve özel hayatta başarısızlık, şanssızlık gibi durumlarda
  • Sebepsiz korkular, unutkanlık, mutsuzluk ve depresif ruh halinden muzdarip olan kişilere,
  • Karamsar ve mutsuz kişilere kurşun dökülür.

Anadolu kültüründe, nazar altında kaldığına inanılan eşyalara ve başkasının eşyasının kullanıldığı durumlarda da kurşun dökülür.

 

Kurşun döktürmenin bilimsel yanı var mı?

Kurşun döktürmeye dair çok farklı yorumlar olsa da, bu geleneğin bilimsel olarak hem olumlu hem de olumsuz sonuçlarının olduğu söyleniyor. Bir grup uzman, kişideki statik elektriğin erimiş haldeki kurşuna geçeceğini ve kişiyi rahatlatacağını belirtirken; bir grup da zararlarına işaret ediyor.

 

Milliyet Gazetesi’nin haberine göre, Ankara Üniversitesi Adli Bilimler Enstitüsü Adli Toksikoloji Ana Bilim Dalı’ndan Öğretim Üyesi Doç. Dr. Zeliha Kayaaltı ve ekibi, kurşun dökme geleneğinin insan sağlığı üzerindeki etkisini 1 ile 50 yıl arasında kurşun döken kadınlar üzerinde inceledi. Bu araştırmada, kanda en yüksek 6 olması gerektiği kabul edilen “antimonun”, kurşun döktüren kadınlarda 13.9 ile 15 arasında olduğu gözlendi. Doç. Dr. Kayaaltı bu durumu şu şekilde açıklıyor: “Kurşun döken kişilerde yalnızca kurşun zehirlenmesinin değil, antimon zehirlenmesinin de göz önünde bulundurulması gerekiyor”.

 

Antimon; kimyasal alaşımlarda, cephane yapımında, aküde, cam ve seramik renklendirmede kullanılıyor. Kurşun dökme işlemi sırasında da kurşunun kolayca şekil almasını sağlıyor. Kurşun dökme işleminin kapalı alanlarda yapılıyor olmasının büyük risk taşıdığına dikat çeken Kayaaltı, işlem sırasında açığa çıkan buharın, sadece kurşun dökülen kişinin değil; tüm hane halkının sağlığını olumsuz etkilediğine dikkat çekiyor.

 

Bu durumda ne yapıyoruz; geleneğimizde köklü bir yere sahip olsa da; kurşun döktürmeden önce iki kere düşünüyoruz!