Ana Sayfa>> Para Mara
Okuma Süresi 5dk
Dolar neden yükselir, neden düşer? Döviz nedir? Bilmeniz gereken 10 şey
Feyyaz / 27 July
716 0
Nedir bu döviz ya? Niye Başbakan açıklama yapıyor da bizim dolar alım gücümüz değişiyor? Ne alaka?

Hepimiz merak ederiz değil mi şu Doların, Euro’nun düşmesini ya yükselmesini… Tabii ki de günlük hayatımızda ne anlama geldiğini biliyoruz: Dolar yükselirse, TL Dolar karşısında değer kaybetmiş demektir. Ya da tam tersi. Bu da daha önce 3 TL 1 Dolara karşılık gelirken şimdi 5 TL’nin bir dolara karşılık gelmesi demektir. Bu da yerli üretimin dünya bazında daha değerli ya da daha değersiz olması demektir, gibi…

 

Ama hep merak etmişizdir. Özellikle yaşlılar söyler ya: “Ya şimdi Başbakan bir konuşuyor da bunun Dolarla Euro ile ne alakası oluyor. Bir yerde bomba patlıyor da Dolar bununla ne alaka? diye” Ekonomi bilimine ait garip garip terimlerin olduğu o literatürü görünce de irdelemekten vazgeçeriz.

 

Hayır sevgili muzlular, hiç caymanıza gerek yok.. Hiçbir tabir kullanmadan, küçük bir çocuğa ya da annemize anlatır gibi döviz davasını, hiçbir terim kullanmadan 10 maddede özetliyoruz sizler için:

 

1) Para birimi bir ülkenin, kendi içindeki ürünlerin değerini ölçmek, ekonomiyi düzenli bir şekilde idare edebilmek için icat edilen bir ekonomik birimdir.

 

 

Ölçüm birimleri gibi düşünün. Nasıl ki bugün 1 metre olan şeye bir zamanlar birileri “Bu bir metre olsun.” demiş de olmuş; olay bundan ibaret işte.

 

2) Ülkemizdeki ürünlerin değeri de belli başlı referans noktaları alınarak TL cinsinden hesaplanır, ekonomik zincir oluşturulur.

 

 

Bizimkiler de 5, 10, 20 diye para birimlerini üretmişler; belli bir referans noktası alarak “Bunun değeri 5 TL ise bunun değeri 100 TL olmalı.” diye bir sistem oturtmuşlar. Bu da yıllar boyunca “Oo bu çok pahalı, bu kazık.. Bunun fiyatı normal” diyebilecek şekilde beynimizde bir alışkanlık, bir algı oturtmuş.

 

3) Buraya kadar her şey güzel. Takas usülü ortadan kaldırılıyor. Her şeyin değeri sabitleşip ekonomide merkezileşme ve istikrar sağlanıyor. Peki ya uluslararası ticaret, her ülkede aynı para birimi yok ya?…

 

 

Öyle ya.. Ben Türkiyede 10 TL ye mal ettiğim ürünümü yol masrafıydı, tezgah parasıydı derken gittim Fransa’da satmaya çalıştım. Yalnız şöyle bir sorun var; bu adamlar TL kullanmıyorlar ki? Aynı ihtiyaçtan sebep onlar da kuyuya bir taş atmışlar ve Euro denen bir parayı icat etmişler. Şimdi ne olacak? Kimin söylediği doğru?… Ben satışa 20TL istediysem o adamın da bana 20 Euro mu vermesi gerek?… O da kendi gördüklerine, kendi alışkın olduğu kaliteye göre “ben buna 20 Euro falan vermem, ancak 0,5 Euro eder bu?” diye ısrar ediyor...

 

4) Bir de ürettiğimizin değeri de aynı değil ki… Ben burada bir tane ürünü işçi çalıştırarak 10 TL’ye mal etmişim. Türkiye’de itibarım sağlam maşallah. Ama Fransa’da meslektaşım otomasyon kullanmış, tanesi 1 TL’ye denk gelecek şekilde üretmiş.. Binlerce ürün fazlalığı olduğu için de benim üretimimin yarısı olacak şekilde 5 TL’ye satabiliyor. Havam söndü bir anda…

 

 

Üstelik bununla da sınırlı değil. Her nasıl oluyorsa o makinenin çok daha kısa sürede ürettiği ürün, benim işçimin el emeği göz nuruyla ürettiğinden iki kat fazla ömre sahip. Ülkelerinde daha iyi malzemeler üretiliyor. Ülkelerinde her şeyin en iyisi var.. O zaman elini vicdanına koy arkadaş.. Fransız meslektaşın sana aynı kalitedeki ürünü işçiyle üretmiş olsa; 50 TL’den aşağı vermez bırakmaz bu kaliteyi… Ucuzluğunun tek sebebi seri üretim yapıp sürümden kazanıyor olması..

 

5) Demek ki burada düz hesap yapılamıyormuş. Farklı paralar kullanıyoruz. Ama kimin neyi hak ettiği icraat sırasında anlaşılıyor.

 

 

Bu durumu algılayabilmek için hiçbir şekilde ekonomi bilmenize gerek bile yok. İlkokul mezunu alaylı bir tüccar size bunun çok daha detaylısını mükemmel bir şekilde açıklayacaktır. Çünkü bu olay paranın icadından beri doğal bir evirmle oluşmuştur. İhtiyacın ihtiyacı doğurup ekonomi biliminin ortaya çıkması gibi..

 

6) Aynı zamanda her şey “O adam saatte kaç tane üretiyor, onun üretim kalitesi ne?” gibi sorularla da bitmiyor.

 

 

Ulaşım, ülkedeki pahalılık, siyasi istikrar, vs. vs. ara masraflar derken bu o kadar karmaşık bir denklem halini alıyor ki; sokakta kurban pazarlığı yapar gibi hesap yaparak işin içinden çıkmanız imkansız oluyor.

 

7)Küreselleşen dünya tabii ki buna da bir çare buluyor. Tüm ülkelerin ekonomileri bir iş birliği içerisinde olarak ortak bir çalışma yaratıyorlar.

 

 

Artık dünyanın her santimetrekaresinin bilindiği, her şeye ulaşmanın çok kolay olduğu bir çağdayız. Yukarıda verdiğimiz örnekten hareketle dünya çapındaki bazı finansal kuruluşlar; bütün üretimsel, politik, aklımıza gelebileek her şeyi hesaba katıyorlar ve an be an, 7/24 olacak şekilde bir para biriminin diğer para birimine göre hesabını yapıyorlar. İşte; döviz budur sevgili okurlar. Sizin birim paranız olan 1 TL’nin; ABD’nin ya da Avrupa ülkelerinin üretim standartlarına, istikrarlarına bağlı olarak karşılaştırıldığında onların karşısındaki ederinin hesaplanması buna dayanır. Mesela 1 ABD doları 5 TL ise; 5 TL de yaklaşık 15 Norveç Kronu’dur.. Hepsi de birbirine göre görecelidir.

 

8) Tabii her şey bu kadar izole değil. Yani sadece üretim kalitesine göre belirleyemiyorsunuz bu olayı. İşte; hep sorulan o sıkıntılar da burada başlıyor…

 

 

Dünyanın artık tamamen küresel olduğu, ülke sınırlarının her geçen gün sembolikleştiği bir çağda; 7/24 bu para piyasa hesabı yapılırken; ülkedeki çok ama çok basit bir olayın bile dengeleri alt üst etmesi mümkün olabiliyor. Mesela Başbakan çıkıp Rusya’ya çatıyor. Ama hiçbir alaka olmamasına rağmen ABD doları TL karşısında değer kazanıyor. Yani Başbakan’ın Rusya’ya gösterdiği tepkiden ABD ile ticaret yapan iş adamları neden etkileniyor ki? ..

 

Etkileniyorlar malesef.. Çünkü; bu olay bir simülasyondur sevgili okurlar. Para piyasaları bu çok küçük bir hamleyi bile geleceği ön görecek şekilde hesaplar. Hemen o anda o senaryoya göre bir simülasyon oluşturur. Alternatif bir gelecek gibi… O sadece sayısal verilere dayanarak duygusuzca ölçüm yapan bir cihazdır. Bilgisayarlar der ki: “Başbakan Rusya’ya sert çıktı. İlişkileri gerilebilir. Türkiye, gelişimi engelleyecek askeri harcamalar yapmak zorunda kalabilir. Rusyayla olan ticareti sekteye uğratabilir. Bu güvensiz ortam, ABD’nin Türkiye ile olan ilişkilerini de etkileyebilir. Türkiye paranızı yatırmak için artık eskisinden daha belirsiz bir diyardır. ABD’li yatırımcılar zarar edebilir” şeklinde bir anlık hareketten senaryo çıkartır ve sabah seansında Doların bilmem kaç puan yükseldiği görülür. Ne kadar paranoyak bir sistem değil mi? Ama böyle işliyor malesef.. Bundan sonrasında eski değerine döndürmek yine kabinenin düzeltici hamlelerinin ya da Merkez Bankasının Türk ekonomisine nakit olacak şekilde salacağı dolarlara bağlıdır.

 

9) Bahsetmişken, bir de her ülkenin böyle farklı para birimlerini depoladığı merkez bankaları vardır.

 

 

Bu da kısaca bir malın az bulunup değer kazanmasına ya da çok bulunup değer kaybetmesine dayanır.

 

10) Ekonomiyi dünya çapında kolaylaştırmak adına atılan bu adımlar ve senaryolar tabii ki kapitalizmin bazı hilelerini, cheat kodlarını da beraberinde getirmişlerdir.

 

 

Aklınıza hemen döviz yatırımcıları geldi değil mi? Orada analizler ülkeler arası ilişkilere ve üretime göre yapılırken aslında bazı açıklar, açıklanamayan saçmalıklar da ortaya çıkmaktadır. Tamamen sanal değerleri kullanarak zengin olmak gibi… Elinizde 100.000 TL var. Dolar 2,50 TL iken bununla 40.000 Dolar alıyorsunuz. Dolar 5 TL olduğunda paranız 200.000 TL oluyor.

 

Hiçbir şey üretmediniz, hiçbir katkıda bulunmadınız. Başbakan’ın Rusya ile yarattığı küçük gerginlik 100.000 TL kazanmanız için yeterli oldu.. Nasıl; gerçekten insana söyleyecek kelime bıraktırmyor değil mi?… Buradan da sadece yatırımlarını kullanarak zengin olan milyonerler, şirket avcıları, falan filan işte sevgili Muzlular..

İstediğiniz kadar seviyeyi düşürerek anlatmaya çalışsanız da ister istemez biraz kafa yorucu olabiliyor dostlar. Umarım sizlere döviz denen soyutluğu, bazı bazı barındırdığı ironileri açıklayabilmişizdir. Yazıyı nasıl bulduğunuzu belirtmeyi, yorum yapmayı ve paylaşmayı ihmal etmeyelim.:) Sağlıcakla kalın…

 

NOT: Yazı bir ekonomist tarafından yazılmamıştır. Herhangi bir eğitimsel ya da danışmanlık babında değeri yoktur.